Değişen AVM kültürü

Ünlü isimler, son dönemde uğradıkları mekanları değiştirmeye başladılar. Önceleri İstinye Park’a gittiğinizde, hemen her adım başında ünlü bir isimle karşılaşma ihtimaliniz vardı. Hala da bu ihtimaliniz yüksek.

Aynı şekilde Zorlu Center da ünlü isimleri ağırlayan mekanlar arasında. Merkezi olmasının yanı sıra pahalı markaların bir arada olduğu bir alışveriş merkezi. Ayrıca hemen yanı başındaki residance ve ofisler de Zorlu Center’ı popüler yapıyor.

Her iki alışveriş merkezinin bir avantajı da bir dönem eğlence sektörünün kalbinin attığı bölgelerden biri olan Etiler’e yakınlığı. Öyle ya hem zengin muhit hem de popüler kültürün vaz geçilmez eğlence mekanlarına sahip.

* * *

Ancak son dönemde bu iki popüler mekân, eski havasını kaybetmiş gibi görünüyor. Çünkü cemiyet hayatının kalbur üstü simalarını Galataport’ta görmeye başladım. Görünüşüyle değilse bile fiyatlarıyla neredeyse Paris’in Şanzelize (Champs-Elysees) caddesindeki dükkanları ve markaları aratmayacak seviyeye ulaşan Galataport, ünlü simaların uğrak yeri olmaya başlamış durumda. Bu popülerlikle birlikte de sadece ünlü isimlerin değil herkesin rotasını çevirdiği bir mekân olmuş. Hal böyle olunca da fiyatlar da sanki biraz uçmuş.

Avrupa yakasında alışveriş merkezlerinin rekabeti had safhaya ulaşmış. Bu rekabete 1453 ve Vadi İstanbul ile Zeytinburnu sahilindeki Fişekhane’nin popülerliği de eklendi. Anadolu yakasında da Emaar Square Mall’u da katarsak son dönemde AVM kültürünün yeniden canlandığını söylemek mümkün.

* * *

Yalnız şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim. Bu yeni tip alışveriş merkezlerinin neredeyse tamamı, lüks kesime hitap ediyor. Orta segment bir otomobille gittiğinizde kendinizi ezik bile hissedebileceğiniz seviyede bir lüksten bahsediyorum. Etrafınızdaki Mercedes’ler, BMW’ler veya Porsche’ler sıradan arabalar olmaya başlıyor.

Dolayısıyla lüks markaların yeni mağazaları da buralarda açılıyor ve yeni kreasyonlar, yeni ürünler önce buralara gelmeye başlıyor. Eskiden ulaşılması zor olan ürünler ve mekanlar, artık herkesin uğrak yeri. Ancak lüks tüketimin merkezleri bir yandan çoğalırken bir yandan da farklı bölgelere kaymış durumda. Nasıl ki, İstanbul’un ilk alışveriş merkezi Galleria artık popüler değilse Kanyon, yanı başındaki Özdilek, Trump Towers, Profilo gibi AVM’ler de eski kültürde kalmış gibi.

Ya eski tip AVM’lerin yönetiminde bir problem var ya da alışveriş kültüründe büyük bir değişiklik.

Bir ara “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı” diye bir tiyatro oyunu vardı.

Şimdilerde de eski tip AVM’ler yenilerine karşı!

* * *

Öte yandan bu yeni tip lüks alışveriş merkezleri, genellikle yabancı müşterileri ağırlıyor. Özellikle Türk vatandaşlığının diğer ülke vatandaşlıklarından daha kolay elde edilmesi, Ortadoğu’nun zengin kesiminin Türkiye’ye yönelmesine yol açtı. Yeni tip AVM’lerin içerisinde de farklı kültürden insanları görmek artık sıradanlaştı. Az önce bahsettiğim otomobillerin plakalarının yabancı olması da bunun önemli göstergelerinden. Tabelalarda ve bazı mağazaların vitrinlerinde yabancı dilde yazılar görmek, kafamızda soru işaretleri oluştursa da bu kozmopolit yapıyı da kabullenmemiz gerekiyor.

Bu kozmopolit yaşamın yakın bir gelecekte kendi cemiyet hayatını ve kendi sosyetesini oluşturacağı da kesin.

Bakalım, nasıl bir değişim bizi bekliyor!

Kalın sağlıcakla.