Her yıldız çok parlamaz!

Müzik dünyasına hemen her an yeni bir ismin girmesi işten bile değil. Kimisi müzik yarışmalarında aldığı dereceler nedeniyle bir anda parlıyor ve ışığını sürdürebilirse piyasada kalıyor. Kimisi Anadolu’nun çeşitli yörelerinde tarla, bağ, bahçe satıp Allah vergisi yeteneğini göstermeye çalışıyor. Bazısı sırtını zengin eşine ya da sevgilisine dayayıp sesi olmasa da fiziğine güvenip var olmaya çalışıyor. Arada bir kaçı da medya rüzgârını ardına alıp adını duyurmak istiyor.

Velhasıl kelam gün geçmiyor ki, müzik dünyasına yeni birinin girdiğini duymayalım. Ama bu dünya, öyle herkese yaşam hakkı vermiyor. Az önce saydığım şekilde piyasaya girenler, belki hızlıca üst sıralara çıkıyor ama aynı hızla da kayboluyor.

İşte o üst sıralara çıkmaktan ziyade o üst sıralarda kalabilmek çok önemli bu dünyada.

En önemli kural da eğitim.

* * *

Geçenlerde zirvedeki iki sanatçıyı peş peşe izleme fırsatı buldum.

İlki, uzun yıllardır kapalı olan Maslak Parkorman’da bu yıl ilk kez düzenlenen Cityfest’in kapanış konserinde sahneye çıkan Kenan Doğulu’ydu. 16-17 yaşlarından beri tanıdığım Turgut Kerki ve ortağı Solfej ile birlikte kurduğu KerkiSolfej’in yeniden hayat verdiği Parkorman’daki muhteşem sahneye çıkan Kenan Doğulu, büyük bir yıldız olduğunu bir kez daha kanıtladı.

+1’in ana sponsorluğunda gerçekleşen Cityfest’in kapanış konserinde Parkorman’ın muhteşem atmosferinde kendisini izlemeye gelen müzikseverlere olağanüstü bir konser veren Kenan Doğulu, 2,5 saati aşkın bir süre müzik ziyafeti çekti. Şarkılarıyla izleyicileri büyüleyen Doğulu, aileden gelen müzik yeteneğini beş yaşındayken birincilikle girdiği piyano bölümünde başlayan eğitimle birleştirip büyük bir müzisyen olduğunu yıllardır zirvede kalarak gösteriyor. Her konserinde de müzisyenliğini sahne şovlarıyla birleştirip hayranlarına çok özel geceler yaşatıyor.

* * *

Birkaç gün sonra bu kez Türkiye’nin ilk ödüllü Açıkhava mekânı Turkcell Vadi’nin ‘Yıldızlı Geceler’ konser serisinde Candan Erçetin’i izledim. Vadistanbul, SM Production ve Atlantis Yapım iş birliğiyle gerçekleşen konserin ilk bölümünde biraz da pandemiye kurban giden şarkılarını seslendiren Candan Erçetin, ikinci bölümde müzikseverleri coşturmayı bildi.

Yorumcu kimliğinin yanı sıra besteci ve söz yazarı da olan Erçetin, herkesin kalbine dokunan şarkılarıyla hafızalarda yer edecek bir konsere daha imza attı. “Hayranım Sana” şarkısıyla konserine başlayan Erçetin, “İyi ki”, “Annem” ve “Sensizlik” şarkılarıyla devam etti. Zaman zaman şarkılarını müzikseverlerle birlikte koro halinde söyleyen Candan Erçetin, iki saate yakın süren konserinde kimi zaman hüzünlendirdi kimi zaman duygulandırdı. “Melek” şarkısıyla bitirdiği konserinin ardından seyircinin ısrarıyla yeniden sahneye çıkan Erçetin, bu kez Balkan havalarıyla müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.

Dünyanın en saygın halkla ilişkiler ödülü IPRA Golden World Awards’ta; etkinlik kategorisi, sanat ve iletişim kategorisi ve sponsorluk kategorisinde 3 altın ödül birden kazanan Turkcell Vadi’deki “Yıldızlı Geceler” konserleri, 1 Ağustos’ta Haluk Levent, 2 Ağustos’ta Berkay, 5 Ağustos’ta Oğuzhan Koç, 6 Ağustos’ta Kenan Doğulu ve 7 Ağustos’ta Sertab Erener’i ağırlayacak. Turkcell Vadi’de Eylül ayına kadar toplam 60’tan fazla etkinlikte 150 binin üzerinde seyircinin ağırlanması bekleniyor. Doğrusu müzikseverler adına yeni bir sahne kazandıran Turkcell’i bir kez daha tebrik etmek lazım. 2008’den bu yana “Yıldızlı Geceler”de gerçekten Türkiye’nin yıldızlarını hayranlarıyla buluşturuyor.

Eğlencenin merkezi

Okulların kapanmasıyla birlikte İstanbul’daki trafik de azaldı. Okul servislerinin trafikten çıkması etkili oldu tabii ki ama en büyük etkenlerden biri de tatil döneminin başlaması oldu. Yaklaşan Kurban Bayramı ve 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü birleştiren tatilciler, soluğu güney sahillerimizde aldı.

Bahsi geçmişken hem Kurban Bayramı hem de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutluyor, ülkemize sağlık, huzur ve barış getirmesini diliyorum.

Büyük şehirlerimizde ve özellikle de İstanbul’da yaz aylarıyla birlikte eğlencenin merkezi de değişir. Tatil beldelerinde birbiri ardına yeni eğlence mekanları açılmaya başlar. İstanbul’un popüler mekanları da bu hareketlilikten faydalanıp eğlencenin merkezini tatil beldelerine taşır. Eğlenmeyi sevenler de bir yandan tatil yapıp bir yandan da gece hayatının keyfini çıkarır.

* * *

Eğlencenin yaz merkezinin olmazsa olmazı Bodrum’dur. İstanbul’da olduğu gibi Bodrum’da da Günay Restaurant’ın hakimiyeti söz konusudur. Eğlence hayatının lokomotifi olan Günay Restaurant, bu yıl Çeşme’de de gece hayatının müdavimlerinin hizmetinde olacak. Bodrum’da İbrahim Tatlıses, Çeşme’de ise Ajda Pekkan ve Cenk Eren’le kapılarını açan Günay Restarunat’ta, bakalım eğlence nasıl devam edecek…

Bodrum’un bir başka eğlence merkezi ise Azka Otel olacak gibi görünüyor. Geçtiğimiz yıl neredeyse her gece misafirlerine ünlü sanatçıların sahne aldığı çok özel eğlenceler sunan Azka Otel’in yaz eğlencelerinde Hülya Avşar, Gülşen, Kuşum Aydın, Kubat, Safiye Soyman ile Faik Öztürk, Özcan Deniz ve Gülben Ergen dikkat çeken isimlerden.

İstanbul’un bir diğer gözde mekânı Cahide Palazzo, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Alaçatı’da hizmet vermeye devam ediyor. Cahide Alaçatı’da sahneye çıkacak isimler arasında Serkan Kaya, Yıldız Tilbe, Hakan Altun, Kenan Doğulu, Özcan Deniz ve Fatih Ürek yer alıyor.

Alaçatı’nın bir başka iddialı mekânı ise Jolly Joker’de ise Hakan Altun ve Gülşen’le başlayacak olan yaz eğlenceleri, farklı müzik tarzlarını seven tatilcilere de hitap edecek türden.

Yaz eğlencelerinde Kuzey Kıbrıs’ı da es geçmemek lazım. Casino turizminin merkezi olan Kuzey Kıbrıs’ın beş yıldızlı otellerinde özel eğlenceler bulmak mümkün. Misafirlerine bu özel geceleri yaşatacak otellerin başında Kaya Palazzo Resort&Casino Girne ile Merit Royal Premium Hotel geliyor.

* * *

Tatilcilerin gidişiyle İstanbul’da eğlence bitmiş değil. Ancak popüler sanatçıların çoğu tatil beldelerinde sahneye çıkıyor. İstanbul’da ise daha çok “eller havaya” tarzında gece eğlenceleri kalmış gibi. Birkaç mekânın dışında öyle elle tutulur yaz eğlencesi pek kalmadı.

Olsun, biz yine de İstanbul’dayız.

İşimize de gideriz, eğleniriz de…

Sağlıcakla kalın.

Adem ile Havva’da niyet ve ifade eksikliği

Mevlana Celaleddin-i Rûmî, “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.” der. İşte son günlerde yaşanan tartışmanın da tam özetidir bu cümle.
Son günlerin tartışmasını hepimiz yakından takip ettik, ediyoruz. Türk Müziği’nin “Minik Serçe”si Sezen Aksu’nun 2017’de çıkardığı “Şahane bir şey yaşamak” şarkısının sözlerini, yılbaşı gecesi sosyal medyadan yeniden paylaşması ve şarkıda geçen “Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e” sözleri başlattı bu tartışmayı.
Ak Parti ve MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir grubun Sezen Aksu’nun evinin önünde protesto yapmasıyla tırmanan “cahil” tartışması, Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla tırmanışa geçti. Müjde Ar’ın destek için evine gittiği Sezen Aksu’ya destek mi verdiği yoksa eleştirdiği mi belli olmayan Akrep Nalan’ın “lekeli” açıklaması da eklenince daha da bir karmaşa yaşanmaya başladı.
Başta Tarkan ve Kenan Doğulu’nun, “o bizim Sezen’imizdir” açıklamasıyla destek verdiği Sezen Aksu’nun tartışmaların hemen ardından yazdığı “Avcı” şiirini yayınlaması, alevlerin yükselmesini engellemiş gibi görünüyor.


Bu yersiz tartışmanın odak noktasında bence biraz “ifade eksikliği” ve çokça “art niyet” var.
Sezen Aksu gibi Türk Müziği’nin her dönemecinde etkisi ve katkısı olan bir sanatçının yazdığı şarkıda geçen “Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e” sözleri, 52 satırlık şarkının sadece iki satırını oluşturuyor. Yani şarkının tamamında anlatılanı, bu iki satıra sığdırmak mümkün değil. Üstelik bu şarkı, 2018’de ölen Yaşar Gaga’nın “Alakasız Şarkılar, Vol. 1”deki 26 şarkıdan sadece biri.
Şunu söylemek istiyorum.
Hangi ortamda ve hangi ruh haliyle yazıldığı sadece Sezen Aksu’nun bilebileceği bir şarkının sözlerinden sadece iki satırı cımbızlayıp eleştirmek, bence hiç de adil değil.


İşin bir başka yönü ise, bu iki satırı öne çıkarıp Sezen Aksu’ya yüklenilmesi, birilerinin gündem yaratarak bu işten nemalanmak istemesiyle ilgili de olabilir. Mesela, Sezen Aksu’nun evinin önüne gidip protesto eylemi yapanların niyeti, bence tam da budur. Hatta Akrep Nalan’ın destek verir gibi yapıp eleştirme fırsatını kaçırmamasındaki niyet de budur. Muhalif kimliği tüm kesimler tarafından bilinen Müjde Ar’ın, Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sezen Aksu’ya yönelik sözlerini fırsat bilerek “korkmuyoruz” açıklamasını yapmasındaki niyet de aynıdır. Daha sonra sözlerinin Sezen Aksu’ya yönelik olmadığını açıklasa da Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Hazreti Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir.” açıklamasındaki niyet de çok farklı değildir.


Benim işim niyet okumak değil elbette. Ancak şu kadarını söyleyeyim. Sezen Aksu’nun şarkısındaki iki satırla birlikte az önce aktardığım düşünceler, tam anlamıyla “ifade eksikliği”nden ibaret.
Sezen Aksu da “cahil Adem ile Havva” diyerek neyi kastettiğini anlatamamış olmalı ki, bu denli eleştirilerin odak noktası olmuş durumda. Sezen’le birlikte Akrep Nalan da Müjde Ar ve Cumhurbaşkanı da ifade eksikliğinin kurbanı olmuş durumda. Başta da aktardığım Mevlana’nın sözünde olduğu gibi, “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.” Hiçbiri, muhatapları tarafından tam olarak anlaşılmamış durumda.
Hatta Sezen Aksu, son yazdığı “Avcı” şiirinde kendisini hedef gösterenleri hedef göstererek aynı hataya düşmüş bence. Cevap verme zorunluluğu ruh haliyle ve biraz da kızgınlıkla üzerinde fazla düşünmeden hızlıca kaleme alınmış bir şiir okudum ben.
Bu şiir iyi ama Sezen Aksu’dan daha iyisini beklerdim.