Eğlencenin merkezi

Okulların kapanmasıyla birlikte İstanbul’daki trafik de azaldı. Okul servislerinin trafikten çıkması etkili oldu tabii ki ama en büyük etkenlerden biri de tatil döneminin başlaması oldu. Yaklaşan Kurban Bayramı ve 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü birleştiren tatilciler, soluğu güney sahillerimizde aldı.

Bahsi geçmişken hem Kurban Bayramı hem de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutluyor, ülkemize sağlık, huzur ve barış getirmesini diliyorum.

Büyük şehirlerimizde ve özellikle de İstanbul’da yaz aylarıyla birlikte eğlencenin merkezi de değişir. Tatil beldelerinde birbiri ardına yeni eğlence mekanları açılmaya başlar. İstanbul’un popüler mekanları da bu hareketlilikten faydalanıp eğlencenin merkezini tatil beldelerine taşır. Eğlenmeyi sevenler de bir yandan tatil yapıp bir yandan da gece hayatının keyfini çıkarır.

* * *

Eğlencenin yaz merkezinin olmazsa olmazı Bodrum’dur. İstanbul’da olduğu gibi Bodrum’da da Günay Restaurant’ın hakimiyeti söz konusudur. Eğlence hayatının lokomotifi olan Günay Restaurant, bu yıl Çeşme’de de gece hayatının müdavimlerinin hizmetinde olacak. Bodrum’da İbrahim Tatlıses, Çeşme’de ise Ajda Pekkan ve Cenk Eren’le kapılarını açan Günay Restarunat’ta, bakalım eğlence nasıl devam edecek…

Bodrum’un bir başka eğlence merkezi ise Azka Otel olacak gibi görünüyor. Geçtiğimiz yıl neredeyse her gece misafirlerine ünlü sanatçıların sahne aldığı çok özel eğlenceler sunan Azka Otel’in yaz eğlencelerinde Hülya Avşar, Gülşen, Kuşum Aydın, Kubat, Safiye Soyman ile Faik Öztürk, Özcan Deniz ve Gülben Ergen dikkat çeken isimlerden.

İstanbul’un bir diğer gözde mekânı Cahide Palazzo, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Alaçatı’da hizmet vermeye devam ediyor. Cahide Alaçatı’da sahneye çıkacak isimler arasında Serkan Kaya, Yıldız Tilbe, Hakan Altun, Kenan Doğulu, Özcan Deniz ve Fatih Ürek yer alıyor.

Alaçatı’nın bir başka iddialı mekânı ise Jolly Joker’de ise Hakan Altun ve Gülşen’le başlayacak olan yaz eğlenceleri, farklı müzik tarzlarını seven tatilcilere de hitap edecek türden.

Yaz eğlencelerinde Kuzey Kıbrıs’ı da es geçmemek lazım. Casino turizminin merkezi olan Kuzey Kıbrıs’ın beş yıldızlı otellerinde özel eğlenceler bulmak mümkün. Misafirlerine bu özel geceleri yaşatacak otellerin başında Kaya Palazzo Resort&Casino Girne ile Merit Royal Premium Hotel geliyor.

* * *

Tatilcilerin gidişiyle İstanbul’da eğlence bitmiş değil. Ancak popüler sanatçıların çoğu tatil beldelerinde sahneye çıkıyor. İstanbul’da ise daha çok “eller havaya” tarzında gece eğlenceleri kalmış gibi. Birkaç mekânın dışında öyle elle tutulur yaz eğlencesi pek kalmadı.

Olsun, biz yine de İstanbul’dayız.

İşimize de gideriz, eğleniriz de…

Sağlıcakla kalın.

Organizasyon yeteneğim

Bilenler bilir, Hürriyet Gazetesi’nde çalıştığım 22 yıl boyunca Altın Kelebek’in organizasyonunda görev aldım. Daha doğrusu büyük bir kısmını ben yönettim. Bakmayın öyle, sahneye çıkıp ödül alanların gazete sahiplerine, genel yayın yönetmenlerine ya da başka müdürlere teşekkür ettiğine…

Organizasyonun isimsiz kahramanları vardır. Her şeyi tek tek hesaplayıp en ince ayrıntısına kadar uygulayıp sahneye kadar her aşamasıyla ilgilenirler. Eğer ekip genişse tecrübeli olanlar diğerlerini idare ederler. Ancak çekirdek kadroysa herkes her şeyle ilgilenir.

Hürriyet’teyken Altın Kelebek’le herkesin ayrı görevi vardı. Hem yöneticileri hem de görevli olanları idare etmek de hep bana düşerdi. Hazırlıkları da yaklaşık 6-7 ay sürerdi. Bunu pek kimse bilmez, sahneye çıkıp ödül alanlar Hürriyet’in sahiplerine ve yöneticilerine teşekkür ederdi.

Açıkçası o yıllarda sahneye çıkıp yöneticilere ve gazete sahiplerine teşekkür edenlere biraz kızardım. Çünkü neredeyse her şeyi ben ve arkadaşlarım organize etmiştik. Gazete sahipleri ve yöneticileri, ön sıralara kurulmuş teşekkürleri kabul ederdi. Biz ise hala arka planda koşturup dururduk.

* * *

Hürriyet’ten ayrıldığım sıralarda bir ara Magazin Gazetecileri Derneği Başkan Vekilliği görevini yürüttüm. O dönemde de MGD Altın Objektif Ödül Töreni’ni organize ettim. Rahmetli Recep Çilingir’le birlikte yaptığımız organizasyon hala hatırlanır.

Öncesinde tanışır sohbet ederdik ama yine aynı dönemde sevgili Alper Alp’le yollarımız kesişti. Alper’in o dönemde bir dergi çıkarma projesi vardı. Alper, Recep ve ben oturup konuştuk ve Moon Life Dergisi’nin temelini attık.

Piyasada benzer dergiler vardı, biz farklı bir tarz yapmak istedik. Düşünün Moon Life Dergisi’nin 10 yılı aşan mazisinde şu anki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, iki kez kapak oldu. Evet, tarzımız farklıydı ve hem medya dünyasında hem de iş ve sanat dünyasında çok sevildi.

* * *

Yine aynı dönemde Moon Life Dergisi’nin ödül törenini başlattık. Bu yıl 10. kez düzenlediğimiz Aris Ezgi Doğan Moon Life Yılın En İyileri Ödül Töreni, artık sektörün en önemli ödül törenlerinden biri haline geldi. İlk yıllarda biraz tökezlesek de bazı hatalarımız olsa da son 4-5 yılda gerçekleştirdiğimiz ödül törenleri, parmakla gösterilen, hemen herkesin haftalarca konuştuğu gündemi belirleyen, yine sektördeki herkesin katılmak için heyecanla beklediği, katılanların da Oscar ya da Emmy Ödüllerine benzettiği bir tören haline geldi.

Çünkü Moon Life Dergisi olarak her yıl bir öncekinden daha güzel bir ödül töreni organize etmeye özen gösterdik. Her ayrıntısıyla tek tek ilgilendik. Alper de ben de tören öncesi ve tören sırasında bir hayli yorulduk.

Ama sonucunda aldığımız bir teşekkür ya da takdir eden bir söz, tüm yorgunluğumuzu alıyor.

O kadar çok takdirle karşılaşıyoruz ki, daha tören biter bitmez seneye ne yaparız diye konuşuyoruz.

İşte bu yüzden de son dönemde “bu yıl nasıl bir organizasyon olacak” diye herkesin merakla beklediği, sonrasında “bundan daha iyisi olmaz artık” dediği Moon Life Ödülleri, geçtiğimiz günlerde Cahide Palazzo’da gerçekleştirdiğimiz törenle zirveye ulaştı.

Tabii ki, biz yenisini yapana kadar…

Sevgiyle kalın, hoşça kalın.

Broadway salonları gibi

Herkes hemen hatırlayacaktır çocukluk günlerinde duyduğu, “hava karardı artık eve gir” diye seslenen anne-babamızın sesini. Çoğumuz da istemeye istemeye oyunu bırakır, arkadaşlarımızdan daha doğrusu eğlenceden kopup eve gelirdik. Ancak aklımız hala oyunda ve arkadaşlarımızda kalırdı.

Sonradan sonradan saatleri biraz geciktirmeye, eve daha geç dönmeye başladık. Bir süre sonra da bu geç dönmeleri kendimizde hak olarak gördük. Kiminin ebeveyni bu hakkı kabullendi bazıları da reddetti. Eve geç dönülmesi kabul edilince de farklı bir hayatla karşılaşmaya başladık.

Çünkü gece eğlence hayatı bambaşkadır. Çünkü gece yaşayanlarla gündüz yaşayanlar farklı düşünür. Hayata bakış açıları farklıdır karanlıktan korkmayanların. O yüzden o insanlara farklı bir eğlence sunulmalı, farklı bir kalite gösterilmeli, farklı bir ortam yaratılmalıdır.

İşte bunu en iyi başaranlardan biri de İstanbul’un vazgeçilmez eğlence mekânı haline gelen Cahide Palazzo’dur. Daha dış kapısından itibaren insanı içine çeken bir atmosfer sunar Cahide Palazzo, heykelleriyle, duvarlara ve koridorlara konan süslemeleriyle “eğlencenin merkezi” olduğunu hissettiriyor.

* * *

İstanbul’da her kesime hitap eden binlerce eğlence mekânı var. Sadece Türk müşteriye değil yabancılara yönelik de birçok mekân var. Türkiye’nin eğlence sektörünün kalbi İstanbul’a yakışan ise, sadece birkaç tane. Kalburüstü insanların eğlenebileceği mekânların hemen başında sayabileceğimiz Cahide Palazzo, sektörü iyi bilenlerin bir araya gelip oluşturduğu bir yer.

Yıllarını eğlence sektörünün zirvesinde geçiren, belki de gidip görmediği ülke kalmayan ve bu ülkelerdeki eğlence sektörünü hatmetmiş olan İzzet Çapa’nın her türlü detayı düşünüp uyguladığı Cahide Palazzo, en az onun kadar eğlence sektörünü bilen Şerbetçi Ailesi’nin sektöre kazandırdığı bir mekân.

Gece eğlencesine meraklı olanlar bilir Şerbetçi Ailesi, yaklaşık 50 yıldır bu sektörün içerisinde. Türkan Şerbetçi, sert erkeklerin, bıçkın delikanlıların sıkça görüldüğü ve raconların kesildiği zamanın gazino kültürünün içerisinde yoğrulmuş kelimenin tam anlamıyla eğlence sektörünün “Hanımağa”sı. Oğlu Şehmuz Şerbetçi de Hanımağa annesinden öğrendiği kadar bu sert çatışmaların yaşandığı sektörde ayakta kalabilmiş mekan sahiplerinden.

İşte bu eğlence sektörünü iyi bilen üç ismin hizmete açtığı Cahide Palazzo, mekan olduğu kadar hizmet kalitesiyle de eğlenceseverleri cezbediyor. Servis elemanlarından sunuma kadar hizmet kalitesinde üst seviyeyi tutturan Cahide Palazzo, lezzetleriyle de müşterilerini memnun etmeyi biliyor.

* * *

Diyeceksiniz ki, Cahide Palazzo hakkında neden bu kadar övgü dolu bir yazı yazdın… Birincisi gerçekten hak ediyor. İkincisi ise, geçtiğimiz günlerde Aris Ezgi Doğan Moon Life Yılın En İyileri Ödül Töreni’ni Cahide Palazzo’da gerçekleştirdik. Daha önce de defalarca gittiğim Cahide Palazzo’nun, bu kez bir organizatör olarak perde arkasını da gördüm ve o yüzden yazdım.

“Marifet iltifata tâbidir, müşterisiz meta zâyidir. İltifatsız mal zâyidir” de ondan yazdım.

Kelimenin tam anlamıyla “Hak ediyor” da o yüzden yazdım.

Hoşça kalın.

Bir kaliteli tören daha

Gazeteciliğe başladığım yıllarda tanıdığım, yaklaşık 35 yıldır arkadaş olduğumuz kadar da ağabeylik gördüğüm Salih Abi’nin (Keçeci) sahibi olduğu Quality Of Magazin Dergisi’nin 13. kuruluş yıldönümü ve ödül töreni, geçtiğimiz akşam Cahide Palazzo’da gerçekleşti. Merit Otel ve Babylon Town ana sponsorluğunda gerçekleşen ödül törenine iş, cemiyet sanat, spor ve magazin dünyasından çok sayıda ünlü isim katıldı.

Birbirine yakın masalarımız olduğu için sanatçı arkadaşım Nihan Akın ve hayat arkadaşı Enis Tunay’la masalarımızı birleştiriverdik. Eşim Nihal’in migren ağrısı nedeniyle katılamadığını söyleyince sağlık dileklerinin ardından birbirine çok yakıştırdığım Akın ve Tunay çiftiyle keyifli bir gece geçirdim.

Cahide Show ekibinin dans gösterisinin ardından sunucular Melike Öcalan ve Gökay Kalaycıoğlu’nun anonsuyla sahneye çıkan Salih Abi, ünlü İsimlerle 13. yıl pastasını kesti. Büyük bir coşkuyla yeni yaşını kutlayan derginin gecesi eğlence dolu anlara sahne oldu. Sağlık sorunları nedeniyle uzun süredir sahnelerden uzak kalan Mehmet Ali Erbil’in, sunucu Melike Öcalan’a yaptığı “el değdirme” esprisini pek hoş karşılamasam da yaşam boyu onur ödülü kazanan Zafer Ergin, Derya Baykal ve Faruk Bayhan ile birlikte İlker İnanoğlu, Çağlar Ertuğrul, Pınar Deniz, Ziynet Sali, Sakiler, Ebru Yaşar gibi birçok ünlü ismin Salih Abi’ye destek vermesi çok güzeldi. Şehmus Şerbetçi, Türkan Şerbetçi, Ali Ağaoğlu, Süleyman Orakçıoğlu, Ali Ramazanoğlu, Tuğba Özay, Haluk Levent, Orhan Gencebay, Yılmaz Vural, Ayhan Aşan ve Kubat gibi ünlü isimler de davetliler arasındaydı.

Magazin D’nin çok sevdiğim müdürü Asiye (Acar) kardeşim ile yönetmeni Timuçin Güner, Fox Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, “2. Sayfa” programıyla başarılarını kanıtlayan Müge (Dağıstanlı) ile Gülşen’in (Yüksel) ödüllendirilmesi, Salih Abi’nin seçimlerinin doğru olduğunun kanıtı gibiydi. Ancak Salih Abi’nin bu ödülleri, davetliler arasında yer alan Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) Başkanı Okan Sarıkaya, MGD’nin kurucuları Burhan Akdağ ve Tayyar Işıksaçan ile magazin dünyasının önde gelen ismi Nurcan Sabur’a verdirmesi hoş bir jest olurdu.

Ödül töreninin uzatma dakikalarında sahneye çıkan Cem Belevi’nin kıyafetleri ve şarkıları bana hitap etmediği gibi birçok davetliye de pek cazip gelmemiş olsa ki, salonun büyük bir kısmı boşalmıştı. Ancak baştan sona kalite kokan Quality Of Magazin Dergisi’nin 13. kuruluş yıldönümü, Salih Abi’nin 40 yıldır sürdürdüğü başarılı çalışmalarına bir artı daha yazdı.

Şık ve anlamlı

Merhaba sevgili Red Capret okurları,

Sevgili Alper Alp, “Kendinizi kırmızı halıda hissedeceksiniz!” sloganıyla iş dünyası ve cemiyet hayatını sayfalarına aktaran bir dergi hazırlamayı teklif edince şimdiye kadar olduğu gibi tabii ki onun yanında yer alacağımı söyledim.

İlk sayısıyla 2022 yılının güzel geçeceğine işaret eden Red Carpet Dergimiz ve siz değerli okurları için bazen gizli kalmış bazen yeterince ön plana çıkamamış bazen de çok özel davetleri kaleme alacağım. Aslında biraz da size sizi anlatarak gerçekten “kendinizi kırmızı halıda hissetmenizi” sağlamaya çalışacağım.

* * *

2022’ye girmeden önce birçok kişi ve kuruluş “yeni yıla merhaba” partileri düzenledi. Bunlardan bir kısmını, daha doğrusu sizler için seçtiklerimizi Red Carpet dergimizin sayfalarında bulabilirsiniz. Ben size bu özel gecelerden birinden bahsetmek istiyorum. Benden bir önceki kuşaktan gazeteci sevgili Salih (Keçeci) Abimin düzenlediği “yeni yıla merhaba” gecesi, özel bir gece tanımlamasını tam olarak hak etti.

Uzun zamandır gitmek istediğim ancak bir türlü fırsat bulamadığım İstanbul’un yeni eğlence mekânı Cahide Palazzo’da gerçekleşen Quality of Magazine gecesi, beklediğim gibi eğlencenin zirve yaptığı çok özel bir gece oldu. Sevgili İzzet Çapa’nın Cahide Palazzo için hazırladığı şovların yanı sıra Salih Abinin davetine icabet edip salondaki yerlerini alan birbirinden ünlü sanatçıların şarkıları, “yeni yıla merhaba” demeyi çok daha keyifli hale getirdi.

* * *

Tüm bunlarla birlikte gecenin en önemli tarafı, Quality of Magazine Dergisi’nin sahibi Salih Abimin TESYEV’e (Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı) bağışlanmak üzere düzenlediği resim müzayedesiydi. Eğlencenin zirve yaptığı gecede bir yandan şıklık ve zarafet yarışı yapılırken bir yandan da sanatçı Av. Akın Ekici tarafından yapılan “Cumhuriyet” ve “Mavi Evren” isimli iki tablonun satışı için rekabet yaşandı.

Geliri Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı’na bağışlanmak üzere satışa sunulan bu iki tabloya davetliler arasında yer alan beş iş insanı talip olunca Salih Abi de sanatçı dostu Av. Akın Ekinci’den üç tablo daha yapmasını rica etti.

Bir yeni yıl eğlencesi olmasının yanı sıra, engelli bireyler için de umut olmayı başaran Quality Of Magazine davetinde Ali Ağaoğlu, Erkan Kork, Yalçın Şahin, Süleyman Orakçıoğlu ve Erkan Özkan’ın beş tablo satın alarak TESYEV’e toplamda 125 bin Lira bağışta bulunması, beni ayrıca mutlu etti.


Salih Keçeci, Hayati Babaoğlu (TESYEV As Başkanı), Erkan Özkan (Stella Mobilya), Yalçın Şahin (MAPAR Otomotiv), Süleyman Orakçıoğlu, (Orka Tekstil), Erkan Kork (PayFix Dijital Ödeme Sistemi) ve sunucular Gökay Kalaycıoğlu ile Melike Öcalan. (soldan sağa)

Bu arada TESYEV Başkanı A. Yavuz Kocaömer’i de buradan anmadan edemeyeceğim. Hürriyet’le yollarımızın ayrıldığı yılların hemen ardından Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’in danışmanlığını yapmaya başlamıştım. Engelli vatandaşlarımıza yönelik bir proje üzerinde çalışırken Posta Gazetesi yazarı da olan Kocaömer ile tanışıp sohbet etme fırsatı buldum. Gerçekten soyadındaki gibi “kocaman” bir yüreğe sahip çok özel bir insan olduğunu fark etmem hiç de uzun sürmedi. Hatta o kadar samimi bir sohbet oldu ki, 22 yıl boyunca engelli bir abiye sahip olduğu için o yıllarda hiç oyuncağı olmadığını bu yüzden de abisini kaybettikten sonra oyuncakla doldurduğu evinin üst katını bile gösterdi. Quality gecesinde gözlerim onu aradı ama maalesef yurt dışında olduğu için katılamamıştı. Bir dahaki sefere sohbet ederiz artık!

Yeni yılınız umutla dolsun, umutlarınız da gerçek olsun!R

Bu kez olmuş!

11 yıl olmuş Hürriyet’ten ayrılalı. Bu zaman içerisinde Hürriyet’te olup bitenler hakkında çok yazı yazdım. Ya bizzat yaşadıklarım ya da çok güvendiğim haber kaynaklarımın anlattıklarıydı bunlar. Bunca yıl içinde ruhumuza işleyen habercilik duygusuyla bazen sert yazılar da yazdım. Özellikle de 23 yıl boyunca organizasyonunda bizzat yer aldığım Altın Kelebek hakkında eleştiriler yaptım.

Ancak geçen akşam 47. Altın Kelebek Ödülleri Töreni’ni izlerken “bu kez olmuş” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Cem Davran ve Çağla Şıkel’in sunumuyla gerçekleşen Pantene Altın Kelebek’te ödül alanlar kadar ödül verenler de törene yakıştı. Ödül kazananlar dışında davetli olmaması belki heyecanı biraz azalttı ama törenin pandemi koşullarında yapılması nedeniyle doğal karşıladım.

Altın Kelebek ödül töreni öncesinde adaylıktan çekilmeler yaşanmıştı, hatırlarsanız. Bu konuyu da “Bu da bir başka hakaret türü” başlıkla yazımda ele almıştım.  Altın Kelebek ödül törenini izlediğimde, adaylıktan çekildiklerini açıklayanların haklı olmadıklarını gördüm. Çünkü aday oldukları alanlarda ödül kazananlar, bence onlardan daha iyiydi. Bu yüzden adaylıktan çekildiklerini açıklayanların bu davranışı, “reklam kokan hareket olarak” kaldı. Ama ben yine de Altın Kelebek’te “aday gösterilmesine” karşı çıkan tarafta olduğumu belirtmek isterim. Çünkü 47 yıllık Altın Kelebek “ruhuna” aykırı buluyorum.

* * *

Altın Kelebek ödül töreninin ardından hemen bir “İbrahim Tatlıses” infiali yaratıldı. Yok efendim, Yaşam Boyu Onur Ödülü neden İbrahim Tatlıses’e verilmiş, Dünya Kadın Hakları Günü’nde bu yapılır mıymış, diye tepkiler oluştu.

Açıkçası ben buna katılmıyorum.

Çünkü o ödül, İbrahim Tatlıses’in yaşam tarzına değil sanatçı kişiliğine verilmiş bir ödüldür. Ağır yaralandığı bir suikasttan yıllar sonra yeniden sahnelere dönmeyi başaran Tatlıses gerek TV programındaki reytingleri gerekse verdiği konserleri binlerce kişinin izlemesiyle sanatçı kimliğini bir kez daha kanıtlamış oldu.

Kadına yönelik şiddet uyguladığı için Tatlıses’in Altın Kelebek Yaşam Boyu Onur Ödülü almaması gerektiğini savunanların, televizyon programını izleyenlere ve konserini seyretmeye gidenlere de tepki göstermesi gerekmez mi? TV programını izleyen milyonlara tepki gösteremeyen ve konserleri izleyen binlerce İbrahim Tatlıses hayranını karşılarına almaya cesaret edemeyenlerin, Altın Kelebek Yaşam Boyu Onur ödülünün Tatlıses’e verilmesini eleştirmesinin haksız olduğunu düşünüyorum.

* * *

Yazımın başında “bu kez olmuş” dedim ama eleştiriye açık bölümler olmadığı anlamına da gelmiyor. Öncelikle şunu belirteyim, en iyi “Influencer” ödülünün Altın Kelebek ruhuna aykırı buluyorum.

“Influencer”, kelime anlamıyla “etkileyen” kişi demektir. Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan ve paylaşımlarıyla binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşan kişilere “Influencer” adı verilir. Markaların iş birliğinde bulundukları kişiler haline gelen influencerlar, takipçilerinin satın alma kararlarında etkilidirler.

Bence “influencer”, takipçilerini anlaştıkları firmaların ürünlerine yönlendiren bir çeşit “pazarlama hokkabazı”ndan başka bir şey değil. Aynı alanda başarılı birden fazla firma ve ürünü varken sadece takipçileri fazla diye bu kişilerin kendi işlerine geldiği gibi ya da para aldıkları firmalara yönlendirme yapması hem adil değil hem de etik değil.

Sergiledikleri sanatlarıyla milyonların izlediği kişilerin ödüllendirildiği Altın Kelebek’te “influencer” denen “pazarlama hokkabazlarına” ödül verilmesi hiç de doğru değil.

Son olarak Altın Kelebek’te bir de Azerbaycan’ın Parlayan Yıldızı ödülü ile en iyi dijital içerik ödülüne bir anlam veremedim. İlki gereksizdi, ikincisi ise sohbet ya da talk show olmalıydı.

* * *

Altın Kelebek’ten bir gece sonra özel bir geceye daha katıldım. Hürriyet’teki röportajlarından sonra sosyal medya paylaşımlarıyla büyük bir takipçi sayısına ulaşan İzzet Çapa’nın eğlence dünyamıza kazandırdığı yeni mekânı Cahide Palazzo’da gerçekleşen Quality of Magazine yeni yıl partisi, şovları ve sahneye çıkan sanatçılarıyla özel bir geceydi. Mekân ve şovlar için İzzet Çapa ile böylesine özenli hazırlanmış bir parti için de magazin haberciliğinin usta ismi Salih abiyi (Keçeci) kutluyorum. Bu gecede Salih abiyi yalnız bırakmayarak eğlencenin dozunu artıran sanatçı dostlarımız ile iş ve cemiyet hayatının ünlü isimlerine de teşekkür etmek gerek.

Quality of Magazin Dergisi’nin yılbaşı partisi vesilesiyle bir kez daha yeni yılınızı kutluyor, başarılı, mutlu ve umutlu bir yıl olmasını diliyorum.