Bence artık yeter Hıncal Abi!

Geçtiğimiz günlerde şarkıcı Çılgın Sedat’ın evi yandı. Öncelikle Sedat’a geçmiş olsun diyorum. Sonrasında da müzik dünyasının haklarını koruyan meslek birliklerinin şarkıcı Sedat’a sahip çıkmamasını eleştiriyorum. Ancak tek eleştirim bu meslek birliklerine değil.

İlk eleştirim Çılgın Sedat’a. Sadece Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) Başkanı Candan Erçetin’in arayıp sormamasına kızmasını eleştiriyorum. Elbette evi yandığı için büyük bir üzüntü içindedir ama o sıkıntılı anında hemen kendisine destek olmayanlara veryansın etmek hiç de doğru değil. Hem de hiç zaman tanımadan.

Ayrıca ve sadece bir meslek birliğine bu görevi yüklemek, daha da ilginç bir durum. Eleştirdiği MSG’den daha etkin kurumlar var. MÜ-YAP (Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği) ve MESAM (Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) bunlardan ikisi.

Meslek birlikleri, üyelerine destek olabilmek için kurulmuş teşkilatlardır. Elbette yardımcı olmak için çalışacaklardır ama her şeyin bir usulü ve kaidesi vardır. Ayrıca Erçetin’in de, diğer meslek birliklerinin de özelliği, üyelerinin meslekleriyle ilgili sorunlarını dayanışma içinde çözümlemektir. Çılgın Sedat’ın evinin yanmasına destek vermek vicdani bir tercihtir.

* * *

İkinci eleştirim ise, Hıncal (Uluç) Abiye…

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/okur-temsilcisine-mektuplar-342423

Öncelikle zamanında sevgili başyazarım Oktay Ekşi’nin benim için yaptığı türden bir eleştiri olacak. 2005 yılında Hürriyet Gazetesi’nde yaptığım bir haberde POPSAV (Popüler Müzik Sanatı Vakfı) kısaltmasını kullanmıştım. Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi, üstelik ismimi de vererek “Herkesin bu kısaltmaların ne anlama geldiğini bilmek zorunda olmadığını köşesinde belirtmişti. Oysa ben POPSAV’ın açılımını haberimde yazmıştım, sayfanın editörü de parantez içindeki açılımı atmıştı. O zaman gazetenin ombudsmanlığını yapan Yazıişleri Müdürü Doğan Satmış’a durumu anlattım, sağ olsun o da köşesinde haklılığımı yazmıştı.

Zaman zaman yazdığı yazılarda yaptıkları hatalar nedeniyle gazetecileri eleştiren, hatta kendi gazetesinde yapılan yanlışlara daha çok yüklenen Hıncal Abi, bu kez kendi yazısında maddi bir hata yapmış. Evi yanan şarkıcı Çılgın Sedat’ı aramayan Candan Erçetin’i eleştirdiği “Candan tam da budur!” yazısında ünlü sanatçının “Müzik Eserleri Sahipleri Derneği Başkanı” olduğunu yazmış. Oysa Candan Erçetin’in başkanı olduğu birliğin tam adı, “Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği”dir. Kısaltması da “MSG”dir. Yazılarında çok dikkatli olan Hıncal Abi, en azından internete MSG yazsa doğruyu hemen bulabilirdi.

* * *

Buradan bir başka konuya geleceğim Hıncal Abi’yle ilgili…

Az önce “yazılarında çok dikkatli olan” diyerek özellikle belirttim ki, Hıncal Abi gerçekten öyledir. Ama bu sefer işin ucunda Candan Erçetin’i eleştirmek olunca birazcık kızgınlıkla kalemine davrandığını, bu yüzden de bu ayrıntıyı atladığını düşünüyorum.

Ne zaman Candan Erçetin konu olsa Hıncal Abi’nin bu tavrını seziyorum. Birkaç yazısında da şahit oldum. Çılgın Sedat’ın isyanını fırsat bilip hemen kaleme aldığı “Candan tam da budur!” başlıklı son yazısında aynı eleştiri oklarını Candan Erçetin’e çevirdi Hıncal Abi.

Candan Erçetin’in, 1980’li yıllarda kendisini meşhur eden Tefo için düzenlenen özel bir geceye katılmamasını şimdi de evi yanan Çılgın Sedat’ı aramamasına bağlayıp “Candan tam da budur!” deyiverdi.

Hıncal Abi’yle Candan Erçetin’in arası oldum olası iyi değildir. Neden mi diyeceksiniz. 2007 yılıydı hatırladığım kadarıyla. Candan Erçetin, Galatasaraylıların kurduğu cemiyete başkan seçilmişti. Tam da o günlerde Hıncal Abi, “Liseli Galatasaraylılar” tartışmasını yine gündeme getirmiş, “Liseli-lisesiz ayrımı yapmayın” diye yazmıştı ve sonrasına da “Son zamanlarda bu ayrımı yapan dazlaklar türedi’ diye eklemişti. “Dazlaklığın alemi yok” şeklinde devam eden yazı üzerine Candan Erçetin’in başkan olduğu Galatasaraylılar Cemiyeti, 176 tane imza toplayıp Hıncal Abi’yi Galatasaray üyeliğinden ihraç etmek için Galatasaray Kulübü’ne vermişti. İmza toplayanların başında Özhan Canaydın ile Fatih Altaylı vardı.

İşte o gün bugündür Hıncal Abi, ne zaman Candan Erçetin’in eleştirileceği bir durum varsa hemen kalemi eline alıyor ve başlıyor yazmaya. O kızgınlık da son yazısındaki hataya neden oldu bence…

Bir “bence” daha…

Hıncal Abi, bırak büyüklük sende kalsın…

Hoşça kalın…