Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi!

Her şeyin başı sağlık, demiş atalarımız… Hele hele belli bir yaşa geldikten sonra daha da bir önem kazanıyor bu atasözü.

Uzun bir zamandır yazı yazmıyordum. Daha doğrusu yazmak gelmiyordu içimden. Ama geçtiğimiz ay çıktığım Karadeniz turunun başlangıcında Trabzon Havalimanı’nda rastladığım bir dostumu görünce gerçekten içim burkuldu. Yıllarını belediye basın danışmanı olarak geçiren ve gazeteciler arasında benim gibi bir çok dostu bulunan sevgili Mustafa Holoğlu çıktı Trabzon Havalimanı’nda karşıma. Gözle görülür şekilde zayıflamış, neredeyse bir deri bir kemik halde karşımda görünce gözlerime inanamadım.

Her zamanki hızlı konuşmasıyla “Erolcuğum, çok kilo verdim. Onun dışında iyiyim” dese de hiç de öyle görünmüyordu. “Geçmiş olsun abi, İstanbul’a dönünce yanına uğrayacağım” desem de bir türlü uğramaya gönlüm el vermedi. Hatta bir selfie çekilelim, sosyal medyadan yayınlayayım diye aklıma geldi ama hemen vazgeçtim. Çünkü “üzüntünü ne dostuna ne de düşmanına söyle” demişler. Dostun üzülür, düşmanın sevinir… Holoğlu’nun o halini kimse görsün istemedim… Herkesin anılarındaki gibi kalsın istedim…


Gazeteciler biraz ters adamlardır. Ben de biraz öyleyim sanırım. Aklıma hep farklı fikirler gelip duruyor. Hatta diğer gazetecilerden de farklı düşünüyorum herhalde. Herkesin baktığı açıdan bakamıyorum bir türlü hayata.

Ben Holoğlu’nun o halini kimse görmesin diye düşünürken, bir de ne göreyim… Whatsapp grubunda Holoğlu’nun hasta olduğu haberini veriverdi Magazin Gazetecileri Derneği Başkanı Okan (Sarıkaya) Abi… Ardından geçmiş olsun mesajları peş peşe geldi. Sonrasında da gazeteci arkadaşlarımın, abilerimin Holoğlu’yla çekilmiş fotoğrafları paylaşılmaya başlandı. Holoğlu’nun hasta halinin fotoğraflarını görünce bir kez daha üzüldüm açıkçası…


Rahat bir nefes alamıyorsan, suyu bile ızdırapla içiyorsan, merhum Sakıp Sabancı’nın dediği gibi “solda sıfır” kalıyor o güne kadar yaşadıkların… Boşuna dememişler, “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…”

Zaten öyle değil midir?
Hastalanmadan önce sağlığın,
Meşguliyetten önce boş vaktin,
Yaşlanmadan önce gençliğin,
Fakirlikten önce zenginliğin,
Ölüm gelmeden önce hayatın kıymetini bilmek gerek…


Belli ki ve öyle görünüyor ki, gazeteci dostlar buluşup Holoğlu’na moral ve destek vermek istemişler. Ama ben olsam -ki öyle de yaptım zaten- selfie çekmez, video paylaşmazdım. Herkesin yardımına koşan, elinde ne varsa dostları uğruna yerlere seren Holoğlu’nun, hatıralardaki gibi kalmasını sağlardım.
Sevgili dostum Mustafa Holoğlu’nun, bu kötü hastalığı da yeneceğine inancım tam. İnşallah yakında sağlığına kavuşur ve yine herkesin yardımına koşmaya başlar.
Holoğlu, senin bu haline hiç alışık değiliz!
O yüzden çabuk iyileş!
Kalın sağlıcakla…